

Ungulina Bal 200 yıldır aynı yöntemle üretiliyor. Dededen oğula geçen bu üretimde ne miktar artmış ne azalmış; ne üretim biçimi değişmiş ne de balın saflığı. Değişen yalnızca zaman, insanlar, çiçekler ve arılar.
Ailenin bilinen ilk arıcısı
Ailenin bilinen en eski temsilcisi Süleyman Odabaş (1828–1891), arıcılıkla ilgili bilgi birikiminin sonraki kuşaklara aktarılmasını başlatan kişidir. Oğlu Mehmet Efendi Odabaşzade (1861–1927) saraya bal vermiş, uzun yıllar Rusya ve Polonya'da pastane ve fırın gibi gıda işlerinde çalışmıştır.
Bilginin kayda geçirilmesi
Ahmet Odabaş (1880–1944), dedesinden ve babasından öğrendiklerini kayıt altına alan kişidir; onun döneminde verimlilik ve bolluğun en yüksek seviyeye ulaştığı bilinir. Kardeşi Halil Odabaş (1899–1922) küçük yaşta arıcılık eğitimi almış, ancak Kurtuluş Savaşı'nda şehit düşmüştür.
Zor yıllar ve ilk ticari adım
Mahmut Şevket Odabaş (1921–1983), dedesinden aldığı bilgileri yokluk ve kıtlık yıllarında uygulayarak ailenin önemli besin kaynağını ayakta tuttu. Mehmet Odabaş (1952) eski usul üretimin bugün başında olan isim; çevreden gelen taleplere cevap vererek ailenin ilk ticari bal faaliyetini başlattı. Murat Odabaş (1983) ise markalaşmayı başlatıp Ungulina'yı yurt dışına açtı.
Değişmeyen tek kural
Dedelerin bıraktığı öğüt hep aynı: “Arılar işini iyi bilir, işlerine karışmayın.” Ungulina Bal bugün de insan eli değmemiş ormanlarda, ayılardan korunmak için yüksek dallara yerleştirilen karakovanlarda, arıların işine karışılmadan üretiliyor.

